ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Aralık 2014 Salı
Katilim Sana Emanet İsmail Saymaz
"Şu halimle öldürülmeye değer biri olmadığımı biliyorum ama öldükten sonra da bu ödülü vermemin mümkün olamayacağını düşünürsek bir ödül ortaya çıktı,Söz konusu benim ölmem olunca da bu ödül en iyi gazeteciye gitti."
Şu halimle öldürülmeye değer biri olmadığımı biliyorum ama öldükten sonra da bu ödülü vermemin mümkün olamayacağını düşünürsek bir ödül ortaya çıktı, ödülden çok gazetecilik görevi. Söz konusu benim ölmem olunca da bu ödül en iyi gazeteciye gitti haliyle.
Eğer bir gün insan olmamın gereği olarak harekete geçersem, sırf insan olmamdan kaynaklı haklarımı kullanmak ister veya başka insanların temel haklarının ihlal edildiğini güçlü biçimde ifade edersem öldürülmem muhtemeldir.
Ben öldürüldükten sonra beni kimin öldürdüğü benim meselem olmaktan çıkacaktır. Beni öldürenler artık bana zarar veremezler ama toplumu tehdit etmeye devam edecekler. Yeni cinayetler için cesaretlenecekler. Sesini çıkaranlara cesedim üzerinden “susturma” mesajı verilecek. Tüm bunlar bi yana belki beni seven birileri katillerimin gözlerinin içine bakmak isteyecek. İşte tam bu noktada görev İsmail Saymaz’a düştü.
Sayın Saymaz eğer kabul ederse katilim ona emanettir. Biliyorum yargı değilsiniz, kolluk kuvveti değilsiniz. Sizde biliyorsunuz ki katil, bir başka katile emanet edilmez bu yüzden katilim size emanettir.

Senin için hak haberciliği nedir ve hassas noktaları neler?
Bizim çalıştığımız alan, hayatın her alanındaki hak ve mağduriyetlere odaklanıyor. Çalışma hayatı, insan hakları, demokrasi problemleri, Kürt sorunu, azınlık hakları gibi konularda mağdura pozitif bir pozisyon biçerek, mağduriyete odaklanarak sürdürülen habercilik biçimi hak haberciliği. (Sözde Terörist, Özde Gazeteci-Röportaj- Meral Candan-Bianet)

Neden ödül “@ismailsaymaz” adresine gitti?
Bu blog ve ödül sanal dünyada var olmuştur ve ödül sayın Saymaz’ın en bilinen sanal adresine gönderilmiştir.
@ismailsaymaz
İsmail Saymaz kitapları; “Esas Duruşta Cinayet”, “Sözde Terorist”, “Sıfır Tolerans - Polisin Eline Düşünce”, “Oğlumu Öldürdünüz”, “Nefret - Malatya-Bir Milli Mutabakat Cinayeti”, “Hanefi Yoldaş - Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir?”, “Postmodern Cihad-Tarikat Siyaset Adalet Üçgeninde Erzincan Davası”
Hızlıca erişilebilir örnekler olması açısından işte Radikal gazetesinde son üç ayda yaptığı haberlerden bir kısmı;
Not: Radikal gazetesinin internet sitesinde "İsmail Saymaz" ismini aratarak haberlerin içeriğine ulaşabilirsiniz.
Ali İsmail Korkmaz
Dövülme anının görüntülerini İsmail Saymaz ortaya çıkardı.
Eskişehir’deki Gezi eylemlerine katılan Korkmaz, 2 Haziran 2013 geceyarası polisten kaçarken Yunus Emre Caddesi’ndeki Sanayi Sokak’a girdi. Buradaki Harman Ekmek Fırını önünde bekleşen eli sopalı esnaf ve sivil polisler tarafından dövüldü.
Mert Değirmenci
İstanbul Esenyurt’ta 18 yaşındaki Mert Değirmenci’nin Kobani protestolarında çenesinden vurularak ölmesinin arkasından, iki ayrı özel hastanenin ihmali çıktı.
Senar Khaledi
Van sınırında İranlı kaçakçı Senar Khaledi'yi öldüren askerler, karısını öldürdüğü için ülkesinden kaçan bir başka İranlı'ya Türkiye'de kalması karşılığında yalancı tanıklık yaptırtmış!
Aydın Çevik
Acemi er Çevik, kapalı silahlıkta nasıl intihar etti? İzmir Foça’daki 7. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı’ndaki acemi birliğinde askerliğini yapan Er Aydın Çevik, 24 Şubat 2004’te, iddiaya göre, koğuşta silahlık içerisinde kendisini ağzından vurarak, intihar etti.
Festus Okey
Beyoğlu Polis Merkezi'nde öldürülen Nijeryalı Festus Okey'i gözaltına alan, karakol kameralarının bozulmasına yol açan, kanlı gömleğini kaybeden beş polis ve diğer kamu görevlileri hakkında, cinayetten yedi yıl sonra 'kasten öldürme' suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
Çayan Birben
Çayan Birben adlı astım hastası gencin, "Sıkmayın, hastayım" dediği halde polisin sıktığı biber gazı sonucunda can vermesine ilişkin davada tanıklar, Birben'in "Biber gazı sıkma, benim astımım var" dediğini, buna karşılık polisin "Biber gazından kim ölmüş ki sen ölesin" diyerek sıkmayı sürdürdüğünü anlattı.
Kader Ortakaya
Kader Ortakaya'nın Kobani sınırında ölümünde ilk tanık: Askerler vurdu.
Hıdır Ali Genç
Kan parasını reddeden aile, Torunlar'a 1,5 milyon TL'lik tazminat davası açtı: 'Hıdır Ali'ye eğitim vermeden asansörü teslim ettiler!
Lütfullah Tacik
17 yaşındaki Afgan çocuk, Van Yabancılar Şubesi'nde yediği polis dayağının ardından öldü. Olay yerine bakan kamera 'bozuk' çıktı.
İbrahim Aras
Adana'da, geçen 15 Haziran'da Lice olaylarını protesto eylemi sırasında can veren 15 yaşındaki İbrahim Aras'ın gaz fişeği kapsülü sonucu değil, 'yüksek kinetik enerjili harp silahı veya domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle' öldürülmüş olabileceği ifade edildi.
Eren Özel
Er Eren Özel'in ölümü kayıtlara "Nöbet arkadaşı tüfeğiyle dürterek uyandırırken kazayla öldü" diye geçti. Ancak özel bilirkişiye göre 'cinayet' olabilir.
Abdullah Cömert
Hatay'da Gezi eylemleri sırasında öldürülen Abdullah Cömert'le ilgili dava bugün başlıyor. 'Güvenlik' gerekçesiyle Balıkesir'e gönderilen davada sanık polis Ahmet Kuş'u Mersin'de, tanıklar Hatay'da dinlenecek!
Süleyman Cihan
1981'de başında Mehmet Ağar'ın olduğu polis timi tarafından işkencede öldürülerek bir binadan atıldığı ve kimliği bilindiği halde kimsesizler mezarlığına gömüldüğü ileri sürülen öğretmen Süleyman Cihan hakkındaki dosya zamanaşımından düştü.
Mustafa Kükçe
İstanbul Ümraniye'de, yedi yıl önce hırsızlık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınıp, iddiaya göre üç karakol gezdirildikten ve dövüldükten sonra can veren 24 yaşındaki Mustafa Kükçe'nin öldürülmesine ilişkin yargılanan yedi polis beraat etti.
Uğur Kurt
Cemevinde cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Uğur Kurt'un ölümüne ilişkin iddianame İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Uğur'u vuran polisin savunması ile iddianame arasındaki büyük benzerlik dikkat çekti. Tetiği çeken polise amirlerinin 'sıkma' diye seslenmesi de iddianameye girmedi.
Onur Yaser Can
İstanbul'da, dört yıl önce esrar bulundurduğu gerekçesiyle gözaltına alınan ve emniyette çıplak aramaya ve baskıya tabi tutulduktan sonra intihara sürüklenen 28 yaşındaki mimar Onur Yaser Can'ın annesi Hatice Can da oğlunun yokluğuna dayanamayarak, hayatına son verdi. Baba Mevlüt Can isyanda: Adaleti görseydik, böyle olmazdı.
Kadri Bağdu
Kürtçe yayımlanan Azadiya Welat ve Gündem gazeteleri dağıtıcısı 46 yaşındaki Kadri Bağdu, maskeli 2 kişinin silahlı saldırısında kafasından vurularak öldürüldü.
Hakan Buksur
Muş'un Varto ilçesinde yapılan Kobani protestosunda, iddiaya göre polisin açtığı ateş sonucu Hakan Buksur adlı bir yurttaş ölürken, iki kişi de yaralandı.
Erdoğan Polat
Mecidiyeköy'de 10 işçinin hayatını kaybettiği inşaatta 5 ay önce hayatını kaybeden başka bir işçi için Çalışma Bakanlığı'nın firmaya inşaatı durdurma cezası vermediği, firmanın işçi için 6720 TL ceza ödeyerek yoluna devam ettiği ortaya çıktı.
Mehmet Altun
Çalıştığı inşaatta 2 metreden düşerek ölen 62 yaşındaki Mehmet Altun'un okuma yazma bilmeyen eşine gerçek dışı ifade verdirildi.
Hasan Ferit Gedik
Maltepe Gülsuyu'nda geçen yıl uyuşturucu çetesi tarafından öldürülen Hasan Ferit Gedik'in yaralı olarak götürüldüğü hastane bir yıl sonra tedavi masrafını istedi. Hastane ölen Gedik'in adına ailesinin yaşadığı eve gönderdiği yazıda bir hafta içinde hastaneye başvurmadıkları taktirde hukuki işlem başlatılacağı belirtildi.
Katilim sana emanet ödülü İsmail Saymaz’a.
Şu halimle öldürülmeye değer biri olmadığımı biliyorum ama öldükten sonra da bu ödülü vermemin mümkün olamayacağını düşünürsek bir ödül ortaya çıktı, ödülden çok gazetecilik görevi. Söz konusu benim ölmem olunca da bu ödül en iyi gazeteciye gitti haliyle.
Eğer bir gün insan olmamın gereği olarak harekete geçersem, sırf insan olmamdan kaynaklı haklarımı kullanmak ister veya başka insanların temel haklarının ihlal edildiğini güçlü biçimde ifade edersem öldürülmem muhtemeldir.
Ben öldürüldükten sonra beni kimin öldürdüğü benim meselem olmaktan çıkacaktır. Beni öldürenler artık bana zarar veremezler ama toplumu tehdit etmeye devam edecekler. Yeni cinayetler için cesaretlenecekler. Sesini çıkaranlara cesedim üzerinden “susturma” mesajı verilecek. Tüm bunlar bi yana belki beni seven birileri katillerimin gözlerinin içine bakmak isteyecek. İşte tam bu noktada görev İsmail Saymaz’a düştü.
Sayın Saymaz eğer kabul ederse katilim ona emanettir. Biliyorum yargı değilsiniz, kolluk kuvveti değilsiniz. Sizde biliyorsunuz ki katil, bir başka katile emanet edilmez bu yüzden katilim size emanettir.

Hak habercisi olarak İsmail Saymaz.
Senin için hak haberciliği nedir ve hassas noktaları neler?
Bizim çalıştığımız alan, hayatın her alanındaki hak ve mağduriyetlere odaklanıyor. Çalışma hayatı, insan hakları, demokrasi problemleri, Kürt sorunu, azınlık hakları gibi konularda mağdura pozitif bir pozisyon biçerek, mağduriyete odaklanarak sürdürülen habercilik biçimi hak haberciliği. (Sözde Terörist, Özde Gazeteci-Röportaj- Meral Candan-Bianet)

Neden ödül “@ismailsaymaz” adresine gitti?
Bu blog ve ödül sanal dünyada var olmuştur ve ödül sayın Saymaz’ın en bilinen sanal adresine gönderilmiştir.
@ismailsaymaz
Neden İsmail Saymaz?
Yazdığı kitaplar, yaptığı haberler, ortaya çıkardığı dosyalar…İsmail Saymaz kitapları; “Esas Duruşta Cinayet”, “Sözde Terorist”, “Sıfır Tolerans - Polisin Eline Düşünce”, “Oğlumu Öldürdünüz”, “Nefret - Malatya-Bir Milli Mutabakat Cinayeti”, “Hanefi Yoldaş - Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir?”, “Postmodern Cihad-Tarikat Siyaset Adalet Üçgeninde Erzincan Davası”
Hızlıca erişilebilir örnekler olması açısından işte Radikal gazetesinde son üç ayda yaptığı haberlerden bir kısmı;
Not: Radikal gazetesinin internet sitesinde "İsmail Saymaz" ismini aratarak haberlerin içeriğine ulaşabilirsiniz.
Ali İsmail Korkmaz
Dövülme anının görüntülerini İsmail Saymaz ortaya çıkardı.
Eskişehir’deki Gezi eylemlerine katılan Korkmaz, 2 Haziran 2013 geceyarası polisten kaçarken Yunus Emre Caddesi’ndeki Sanayi Sokak’a girdi. Buradaki Harman Ekmek Fırını önünde bekleşen eli sopalı esnaf ve sivil polisler tarafından dövüldü.
Mert Değirmenci
İstanbul Esenyurt’ta 18 yaşındaki Mert Değirmenci’nin Kobani protestolarında çenesinden vurularak ölmesinin arkasından, iki ayrı özel hastanenin ihmali çıktı.
Senar Khaledi
Van sınırında İranlı kaçakçı Senar Khaledi'yi öldüren askerler, karısını öldürdüğü için ülkesinden kaçan bir başka İranlı'ya Türkiye'de kalması karşılığında yalancı tanıklık yaptırtmış!
Aydın Çevik
Acemi er Çevik, kapalı silahlıkta nasıl intihar etti? İzmir Foça’daki 7. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı’ndaki acemi birliğinde askerliğini yapan Er Aydın Çevik, 24 Şubat 2004’te, iddiaya göre, koğuşta silahlık içerisinde kendisini ağzından vurarak, intihar etti.
Festus Okey
Beyoğlu Polis Merkezi'nde öldürülen Nijeryalı Festus Okey'i gözaltına alan, karakol kameralarının bozulmasına yol açan, kanlı gömleğini kaybeden beş polis ve diğer kamu görevlileri hakkında, cinayetten yedi yıl sonra 'kasten öldürme' suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
Çayan Birben
Çayan Birben adlı astım hastası gencin, "Sıkmayın, hastayım" dediği halde polisin sıktığı biber gazı sonucunda can vermesine ilişkin davada tanıklar, Birben'in "Biber gazı sıkma, benim astımım var" dediğini, buna karşılık polisin "Biber gazından kim ölmüş ki sen ölesin" diyerek sıkmayı sürdürdüğünü anlattı.
Kader Ortakaya
Kader Ortakaya'nın Kobani sınırında ölümünde ilk tanık: Askerler vurdu.
Hıdır Ali Genç
Kan parasını reddeden aile, Torunlar'a 1,5 milyon TL'lik tazminat davası açtı: 'Hıdır Ali'ye eğitim vermeden asansörü teslim ettiler!
Lütfullah Tacik
17 yaşındaki Afgan çocuk, Van Yabancılar Şubesi'nde yediği polis dayağının ardından öldü. Olay yerine bakan kamera 'bozuk' çıktı.
İbrahim Aras
Adana'da, geçen 15 Haziran'da Lice olaylarını protesto eylemi sırasında can veren 15 yaşındaki İbrahim Aras'ın gaz fişeği kapsülü sonucu değil, 'yüksek kinetik enerjili harp silahı veya domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle' öldürülmüş olabileceği ifade edildi.
Eren Özel
Er Eren Özel'in ölümü kayıtlara "Nöbet arkadaşı tüfeğiyle dürterek uyandırırken kazayla öldü" diye geçti. Ancak özel bilirkişiye göre 'cinayet' olabilir.
Abdullah Cömert
Hatay'da Gezi eylemleri sırasında öldürülen Abdullah Cömert'le ilgili dava bugün başlıyor. 'Güvenlik' gerekçesiyle Balıkesir'e gönderilen davada sanık polis Ahmet Kuş'u Mersin'de, tanıklar Hatay'da dinlenecek!
Süleyman Cihan
1981'de başında Mehmet Ağar'ın olduğu polis timi tarafından işkencede öldürülerek bir binadan atıldığı ve kimliği bilindiği halde kimsesizler mezarlığına gömüldüğü ileri sürülen öğretmen Süleyman Cihan hakkındaki dosya zamanaşımından düştü.
Mustafa Kükçe
İstanbul Ümraniye'de, yedi yıl önce hırsızlık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınıp, iddiaya göre üç karakol gezdirildikten ve dövüldükten sonra can veren 24 yaşındaki Mustafa Kükçe'nin öldürülmesine ilişkin yargılanan yedi polis beraat etti.
Uğur Kurt
Cemevinde cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Uğur Kurt'un ölümüne ilişkin iddianame İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Uğur'u vuran polisin savunması ile iddianame arasındaki büyük benzerlik dikkat çekti. Tetiği çeken polise amirlerinin 'sıkma' diye seslenmesi de iddianameye girmedi.
Onur Yaser Can
İstanbul'da, dört yıl önce esrar bulundurduğu gerekçesiyle gözaltına alınan ve emniyette çıplak aramaya ve baskıya tabi tutulduktan sonra intihara sürüklenen 28 yaşındaki mimar Onur Yaser Can'ın annesi Hatice Can da oğlunun yokluğuna dayanamayarak, hayatına son verdi. Baba Mevlüt Can isyanda: Adaleti görseydik, böyle olmazdı.
Kadri Bağdu
Kürtçe yayımlanan Azadiya Welat ve Gündem gazeteleri dağıtıcısı 46 yaşındaki Kadri Bağdu, maskeli 2 kişinin silahlı saldırısında kafasından vurularak öldürüldü.
Hakan Buksur
Muş'un Varto ilçesinde yapılan Kobani protestosunda, iddiaya göre polisin açtığı ateş sonucu Hakan Buksur adlı bir yurttaş ölürken, iki kişi de yaralandı.
Erdoğan Polat
Mecidiyeköy'de 10 işçinin hayatını kaybettiği inşaatta 5 ay önce hayatını kaybeden başka bir işçi için Çalışma Bakanlığı'nın firmaya inşaatı durdurma cezası vermediği, firmanın işçi için 6720 TL ceza ödeyerek yoluna devam ettiği ortaya çıktı.
Mehmet Altun
Çalıştığı inşaatta 2 metreden düşerek ölen 62 yaşındaki Mehmet Altun'un okuma yazma bilmeyen eşine gerçek dışı ifade verdirildi.
Hasan Ferit Gedik
Maltepe Gülsuyu'nda geçen yıl uyuşturucu çetesi tarafından öldürülen Hasan Ferit Gedik'in yaralı olarak götürüldüğü hastane bir yıl sonra tedavi masrafını istedi. Hastane ölen Gedik'in adına ailesinin yaşadığı eve gönderdiği yazıda bir hafta içinde hastaneye başvurmadıkları taktirde hukuki işlem başlatılacağı belirtildi.
3 Mayıs 2013 Cuma
Ölüm Anı
Saat 03:15 hava kızıl ve sisli.Ortama ağır bi sessizlik hakim.Martıların sevişme çığlıkları şehrin sessizliğini bozmaya yetmiyor.Köpekler bile havlamaktan vazgeçmiş.Yanımızda bir adet faşizm,bir adet komünizm,bir adet liberalizm ve hafif bir vazgeçmişlik var.Havanın bu durumu hepimizi ağır korkulara sürüklemeye yetti.
Burnumuza sigara dumanı ve çorap kokusu gelmiyor artık.Hepimizin zihni birşeylerle meşgul ama soru aynı “Ne ki ölmek?” William Shakespeare.Havanın kızıl rengi seçmesi,olanca sisini püskürmesi,aynı yerde yıllar önce meydana gelenler,kulağımızı meşgul eden efsaneler hepsinin oratak çıktısı:deprem.
Depremin dedeleri,ölçekleri,tahminleri,ekonomiye etkileri,nedenleri,sonuçları,hangi ülkelerin yardım ettiği vb. umurumuzda bile değil.Tek bir şey düşünüyoruz “Ya ben ölürsem?”.
Komünizm diyor ki;
-Dil,din,ırk,ideoloji,sevgi,nefret,savaş,barış bunların hiç biri hayattaki boşluğu doldurmuyor yine de ölmek istemeyiz çünkü manita defteri kapanmadı daha.
Faşizm diyor ki;
-Biran önce ölmek ve hayatımdaki mechuliyeti sona erdirmek isterim.Ya şeytandan intikamımı almak ya da cennet ırmağında yüzmek isterim ve küflenen umutlarımın yeniden yeşermesini beklemekten de kurtulurum.
Vazgeçilmişlik diyor ki;
-Küllüğü uzatın.
Liberalizm diyor ki;
-Daha çok erken çünkü ben daha “ben” bile olmadım,ben daha “benle” bile tanışmadım.Çok geç çünkü bunları yapamadan dünyaya gelmemin anlamı yoktu,yani o zaman doğmamalıydım.
Özetle hepimiz;basit,sıradan,bencil,aciz insanlar olmaktan öteye gidemiyoruz ölüm anında.Yani boşuna “cenazesine katılırsak bizi görür” diye düşünmeyin,muhtemelen o anda feryatlar koparsanız bile umurumuzda olmayacak.O değil de ölmek ne garip şey?Deprem ne boktan sebep?
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!(Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!)
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! Demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden.
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Hamlet, William Shakespeare
Yazıyı birlikte hazırladıklarım;antonio,reis ve mumu’ya teşekkürler.
Burnumuza sigara dumanı ve çorap kokusu gelmiyor artık.Hepimizin zihni birşeylerle meşgul ama soru aynı “Ne ki ölmek?” William Shakespeare.Havanın kızıl rengi seçmesi,olanca sisini püskürmesi,aynı yerde yıllar önce meydana gelenler,kulağımızı meşgul eden efsaneler hepsinin oratak çıktısı:deprem.
Depremin dedeleri,ölçekleri,tahminleri,ekonomiye etkileri,nedenleri,sonuçları,hangi ülkelerin yardım ettiği vb. umurumuzda bile değil.Tek bir şey düşünüyoruz “Ya ben ölürsem?”.
Komünizm diyor ki;
-Dil,din,ırk,ideoloji,sevgi,nefret,savaş,barış bunların hiç biri hayattaki boşluğu doldurmuyor yine de ölmek istemeyiz çünkü manita defteri kapanmadı daha.
Faşizm diyor ki;
-Biran önce ölmek ve hayatımdaki mechuliyeti sona erdirmek isterim.Ya şeytandan intikamımı almak ya da cennet ırmağında yüzmek isterim ve küflenen umutlarımın yeniden yeşermesini beklemekten de kurtulurum.
Vazgeçilmişlik diyor ki;
-Küllüğü uzatın.
Liberalizm diyor ki;
-Daha çok erken çünkü ben daha “ben” bile olmadım,ben daha “benle” bile tanışmadım.Çok geç çünkü bunları yapamadan dünyaya gelmemin anlamı yoktu,yani o zaman doğmamalıydım.
Özetle hepimiz;basit,sıradan,bencil,aciz insanlar olmaktan öteye gidemiyoruz ölüm anında.Yani boşuna “cenazesine katılırsak bizi görür” diye düşünmeyin,muhtemelen o anda feryatlar koparsanız bile umurumuzda olmayacak.O değil de ölmek ne garip şey?Deprem ne boktan sebep?
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!(Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!)
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! Demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden.
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Hamlet, William Shakespeare
Yazıyı birlikte hazırladıklarım;antonio,reis ve mumu’ya teşekkürler.
